BESİNLER HAKKINDA YARARLI BİLGİLER

VİTAMİN A - Karaciğer, yumurta, peynir, tereyağı, takviye edilmiş margarin ve sütte bulunur. Beta karoten içeren sarı portakal, koyu yeşil sebzeler ve meyvelerdeki beta karoten, vücut tarafından A vitaminine çevrilir.
VİTAMİN B - Parçalanmamış işlem görmüş tahıllar ve ekmek, karaciğer, avokado, ıspanak, yeşil fasulye, muz, balık, kümes hayvanları, et, fındık, patates ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunur.
VİTAMİN B12 - Karaciğer, böbrek, et, balık, yumurta, süt, istiridye ve gıda mayasında bulunur.
VİTAMİN C - Narenciye meyveleri, domates, çilek, kavun, karpuz, yeşil biber, patates ve koyu yeşil sebzelerde bulunur.
VİTAMİN D - Takviye edilmiş süt, yumurta sarısı, karaciğer, ton balığı, somon balığı ve balıkyağında bulunur. Cilt, güneş ışığında kalırsa, vücut tarafından üretilir.
VİTAMİN E - Bitkisel yağlar, margarin, buğday özü, parçalanmamış işlenmiş tahıllar ve ekmek, karaciğer, kuru fasulye ve yeşil, yapraklı sebzelerde bulunur. Ceviz , badem
VİTAMİN K - Yeşil yapraklı sebzeler, lahana, karnabahar, bezelye, patates, karaciğer ve tahıllarda bulunur. Bağırsaklarda doğal olarak bulunan bakteriler tarafından üretilir.
BİYOTİN - Yumurta sarısı, karaciğer, böbrek, koyu yeşil sebzeler ve yeşil fasulyede bulunur.
KALSİYUM - Süt ve süt ürünleri, sardalye kuru fasulye ve bezelyede bulunur., ve kılçıklarıyla beraber yenen konserve somon balığı, koyu yeşil, yapraklı sebzeler, narenciye meyveleri,
KLORİD - Yemek tuzu ve diğer doğal tuzlarda bulunur.
KROM - Et, peynir, kepekli ekmek ve işlenmiş tahıllar, kuru fasulye, fıstık ve bira mayasında bulunur.
BAKIR - İstiridye, fındık, kakao tozu, dana karaciğeri, böbrek, kuru fasulye ve mısır özü margarininde bulunur.
FLORİD - Balık, çay, bir çok hayvani besin florürlü su, ve bu suyla pişirilen ve bu suyla sulanarak yetiştirilen yiyeceklerde bulunur.
FOLİK ASİT - Folasin olarak da bilinir. Böbrek, karaciğer, koyu yeşil yapraklı sebzeler, buğday özü, kuru fasulye ve kuru bezelyede bulunur. Et ve süt ürünler.muz ,yumurta,tahıl, ıspanak, turp, brüksel lahanası, marul, brokoli, fasulye, siyah mercimek, portakal suyu ve ciğerde bulunur. Uzmanlar, hamilelere günde 400 miligram folik asit almalarını öneriyor.
İYOT - Deniz ürünleri, tuzlu su balıkları, deniz yosunları, iyotlu tuz, deniz tuzu ve sütte bulunur.
DEMİR - Karaciğer, böbrek, kırmızı et, yumurta sarısı, yeşil, yapraklı sebzeler, kuru meyveler , kuru bezelye ve fasulye, patates, parç alanmamış tahıl ürünlerinde bulunur****
EN ZENGIN DEMIR KAYNAKLARI
BESİN
MİKTAR (Gr) DEMİR (MiliGr)
Koyu yeşil sebzeler
200
6,4
Çiğ baklagil
60
4,2
Karaciğer
35
3
Pekmez
25
2,5
Kırmızı et
100
2,3
Kurutulmuş meyve
50
1,5
Tavuk
100
1,5
Yumurta
50
1,4
Balık
100
1,1
Süt, yoğurt
250
0,3

MAGNEZYUM - İşlenmemiş, yapraklı, yeşil sebzeler, fındık, soya fasulyesi, tohumlar ve parçalanmamış tahıllarda bulunur.
MAGNGANEZ - Fındık, parçalanmamış tahıllar, sebze, meyve, çay, hazır kahve ve kakao tozunda bulunur.
MOLİBDEN - Baklagiller, tahıl taneleri, karaciğer, böbrek ve bazı koyu yeşil sebze elerde bulunur.
NİASİN (B3) - Karaciğer, kümes hayvanları, et, ton balığı ve yumurta, parçalanmamış tahıllar ve zenginleştirilmiş tahıl ürünleri,makarna ve ekmek, fındık, kuru bezelye ve kuru fasulyede bulunur. Vücut da amino asit tripitofan'ı (proteinden) niasine dönüştürebilir.
PANTOTENİK ASİT - Tüm bitkilerde ve hayvanlarda bulunur, ancak özellikle karaciğer, böbrek, parçalanmamış tahıl ürünleri, ekmek, fındık, yumurta ve koyu yeşil sebzelerde daha çok bulunur. Rafine edilmiş ve aşırı işlemden geçirilmiş yiyeceklerde pantotenik asit kaybolur.
FOSFOR - Et, kümes hayvanları, balık, yumurta, kuru fasulye ve kuru bezelye, süt ve süt ürünleri ve hafif içecekler gibi işlem görmüş yiyeceklerde bulunur.
POTASYUM - Portakal suyu, muz, kuru meyveler, et, kepek, fıstık ezmesi, kuru fasulye ve kuru bezelye, patates, kahve çay, ve kakaoda bulunur.
AZ TUZLU , YÜKSEK POTASYUMLU BESINLER ,( hipertansiyon ilacı kullananlar için)
Kuru erik , karpuz ,muz , patates, portakal suyu , k.fasülye , havuç Portakal , ıspanak ,kayısı , domates, şeftali
RİBOFLAVİN (B2) - Karaciğer, süt, et koyu yeşil sebzeler, yumurta, parçalanmamış, tahıl ve zenginleştirilmiş işlem görmüş tahıl ürünleri makarna ve ekmek, mantar, kuru fasulye ve kuru bezelyede bulunur.
SELENİUM - Deniz ürünleri, kepekli ekmek ve parçalanmamış işlenmiş tahıl ürünleri, et, yumurta sarısı, piliç, süt ve sarımsakta bulunur. Ceviz , badem fındık, fıstık
SÜLFÜR - Dana eti, buğday özü, kuru fasulye ve kuru bezelye, fıstık ve deniz tarağında bulunur.
TİAMİN (B1) - Karaciğer, istiridye, parçalanmamış tahıl, zenginleştirilmiş işlem görmüş tahıl ürünleri, makarna ve ekmek, buğday özü, yulaf ezmesi, bezelye ve lima fasulyesinde bulunur. Bağırsak mikropları da bir miktar tiamin üretirler.
ÇİNKO - Et, karaciğer, yumurta, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt ve parçalanmamış tahıllarda bulunur. tam buğday unundan yapılan tahıllar, bulgur, peynir, badem, ceviz ve mantar gibi sebzelerdir. Çinko; bağışıklık cevabınızın gücü, saç ve cilt sağlığınız yanında cinsel yaşamınız için de gerekli bir mineraldir.
OMEGA-3
Düzenli olarak balık yiyemiyorsanız hazır omega-3 kapsüllerinden veya bitkisel omega-3 kaynaklarından (keten tohumu yağı, ceviz) yararlanabilirsiniz.
omega-3 yağ asitlerinden faydalanabilirsiniz. Bunun için düzenli olarak haftada 2-3 kez 100-150 gram balık tüketmeniz; ceviz, keten tohumu, koyu yeşil yapraklı sebzeler (semizotu, ıspanak, brokoli) gibi omega-3 kaynaklarından faydalanmanız sizin yapabileceklerinizdir.
ANTI-OKSIDANLAR NELERDIR?
Serbest radikaller, insanın bağışıklık sistemindeki `kötü çocuklar' olarak ün kazandılar ama gördüğümüz gibi insan yaşamı için gereklidirler ve yalnızca fazla bulunduklarında tehlikeli olurlar. 40 yaşından sonra daha az etkili olmasına rağmen, insan vücudunun, sağlıklı bir bünyede serbest radikalleri kontrol altında tutan bir savunma mekanizmasına sahip olması bir mucizedir. Gördüğümüz gibi, serbest radikallere bağlanarak fazla olanlarını yok ettikleri ve onların potansiyel zararlı etkilerini nötralize ettikleri için serbest radikallere karşı savunma, anti-oksidanlardır.
Yaygın olarak tanınan anti-oksidanlar C ve E vitaminleri, beta-karoten, selenyum ve çinko mineralleridir.
Vitaminler ve mineraller vücudun kendisi tarafından üretilemeyeceği ve bu yüzden diyetle alınmaları gerektiği için, beslenme ve sağlıklı bir bağışıklık sistemi arasındaki korelasyonu görmek kolaydır. Diyetinizde anti-oksidanlardan herhangi biri yoksa, vücudunuz fazla miktardaki serbest radikallerle nasıl baş edebilir?
Serbest Radikallere Karşı Yiyeceklerle Savaşmak Aldığımız besinlerin, bağışıklık sisteminin üzerinde iyi ya da kötü etkileri olduğunu önceden belirtmiştik. Bütün besinlerin önemli olduğu vurgulanmalıdır, fakat bağışıklık sistemini desteklemek amacıyla yapılan diyetin göz önünde bulundurulması gereken spesifık yönleri vardır. Savunmaya yönelik yemeyi planlıyorsak yağ ve kolesterol tüketimi, protein alımı ve diyet lifi önemlidir.
(İlaçlar, sigara içimi ve alkol bağışıklık sistemini bozabilir-bir nefes sigara, yaklaşık 100 trilyon serbest radikal içerir!).
Son zamanlarda, vitaminlerin sağlığa etkisi üzerinde yoğunlaşılmaktadır. Şimdi, anti-oksidan olan besinlere daha yakından bakalım. Çeşitli vitamin ve minerallerin, ya anti-oksidan bir enzimin parçası olarak ya da tek başlarına antioksidan olma özellikleri vardır. Mineraller selenyum, bakır ve manganez, serbest radikalleri yok etmek için bir enzimle birleşir. Diğer yandan, E, C, A ve B6 vitaminleri ile beta-karoten ve çinko minerali serbest radikalleri etkisiz hale getirmek için enzimlerden bağımsız olarak görevlerini yerine getirirler.
MINERALLER HAYATINIZI DEĞIŞTIREBILIR
Mineraller vücudunuzdaki destek yapılarını oluşturan, enerji metabolizmanızdan kanınızın pıhtılaşmasına kadar pek çok yaşamsal işlevlerinizi yürüten çok önemli besin unsurlarıdır.
Vücutta depolanma kapasiteleri olan minerallerin yüksek dozlarda, bilinçsiz ve kontrolsüz bir şekilde kullanılmaları tehlikeli olabilir. Geçen haftaki yazımızda önemli minerallere ilişkin temel bilgileri size iletmeye gayret ettik. Mineral dünyasının kapısını kaldığımız yerden aralamaya devam ediyoruz.
KRAMPLARA MAGNEZYUM
Vücudunuzdaki bazı enzimlerin aktivitesi için hayati bir mineral olan magnezyum, kalsiyum ve potasyumun bağırsaklardan emilimine yardımcıdır. Magnezyum yetersizliğinde kas ve sinir uyarılarının iletimi bozulur, kramplar ve sinirlilik hali ortaya çıkabilir. Magnezyum kemiklerinizin şekillenmesinde de görev alır. Kalp-damar hastalıklarını, osteoporozu, bazı kanserleri önlemede yararlı olabilir, kolesterol seviyenizi azaltabilir. Magnezyumun en çok bulunduğu besinler badem, ceviz, fındık, fıstık gibi sert kabuklu kuru yemişlerdir. Kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler ve tahıllarda da yeterince magnezyum vardır. Magnezyumun düzenli kullanımının ruhsal gerginliği azaltabileceği, kalp ritim bozukluklarını dengeleyebileceği ileri sürülmektedir.
KAN BASINCINA POTASYUM
Sağlıklı bir sinir sistemi ve düzenli bir kalp ritmi için potasyum zorunludur. Potasyum, sodyumla birlikte vücudun sıvı dengesini kontrol eder. Potasyum eksikliğinde aşırı cilt kuruluğu, akne, ishal, kabızlık, idrak güçlüğü, vücutta sıvı birikimi, sinirlilik, terlemeler, bulantı-kusma, tansiyon düşüklüğü, kaslarda yorgunluk-zayıflık, halsizlik ve tekrarlayan baş ağrıları oluşabilir. Potasyumdan zengin başlıca besinler; süt ve süt ürünleri, et, balık, kümes hayvanları, baklagiller, sebze ve meyvelerdir. Kayısı, şeftali avokado, muz, incir, hurma, kuru üzüm, kurutulmuş meyveler, kabuklu yemişler, bal kabağı, patates, sarımsak yüksek oranlarda potasyum içerir. Böbrek rahatsızlığınız ya da ishal gibi özel bir durumunuz varsa veya idrar söktürücü bir diüretik, kabızlık giderici bir laksatif kullanıyorsanız potasyum seviyelerinizin düşebileceğini aklınızda tutun.
SELENYUM ANTİOKSİDANDIR
Vücut için yaşamsal önemi olan selenyum güçlü bir antioksidandır. Bağışıklık sisteminizi korur, güçlendirir. Bazı tip tümörlere karşı koruyucudur. Pankreasın çalışması ve doku elastikiyeti için de selenyum gereklidir. Selenyum, E vitamini ile birlikte kalp ve karaciğer fonksiyonlarının sağlıklı olarak devamı ve vücutta antikor yapımı için çalışır. Selenyum eksikliğinin; kanser, kalp hastalığı, gelişme bozukluğu, enfeksiyonlar, karaciğer bozukluğu, kolesterol seviyelerinde artış ve kısırlıkla ilişkili olduğu saptanmıştır. Selenyumun kontrolsüz kullanılması eklem sorunlarına, tırnaklarda kırılma, nefesin sarımsak gibi kokması, ağızda metalik tat, sindirim sistemi bozuklukları, karaciğer-böbrek bozuklukları, saç dökülmesi, cilt döküntüleri ve cildin sarımsı bir renk almasına yol açabilir. Selenyum, yiyeceklerin yetiştiği toprağın selenyum miktarına bağlı olarak et ve tahıllarda yeterince mevcuttur. Bira mayası, tavuk ve süt ürünlerinde, somon ve ton balığında, deniz ürünlerinde, brokolide, sebzelerde, sarımsak, soğanda, hububatlarda bol miktarda vardır.
SODYUM: AZI KARAR ÇOĞU ZARAR
Su dengenizin korunmasında, sinir ve kas sisteminizin çalışmasında çok önemli görevler üstelenen bir mineraldir. Sodyum eksiliği çok seyrek görülür. Eğer sodyumdan fakir bir diyetle beslenir ve idrar söktürücü diüretik ilaçları fazlaca kullanırsanız sodyum seviyeniz çok azalabilir. Bu durumda vücudunuz susuz kalır. Kalp çarpıntıları, tansiyon düşüklüğü, iştahsızlık, karında kramplar, sersemlik, yorgunluk, uyuşukluk, hafıza bozukluğu, koordinasyon bozukluğu, bulantı-kusma, kilo kaybı gibi sorunlar oluşabilir. Tuz en önemli kaynaktır. Fazla kullanımı vücudunuzda sodyum yüklenmesine sebep olabilir. Bu durum vücutta su tutulması, yüksek tansiyon, potasyum eksikliği ve karaciğer böbrek hastalığı ile sonuçlanabilir.
ÇİNKO KORUYUCUDUR
Çinko prostat bezinin fonksiyonu ve üreme organlarının sağlıklı gelişimi için önemlidir. Sağlıklı bir bağışıklık sistemi için çinko zorunludur. Yara iyileşmesinde önemli işlevleri vardır. Tat ve koku keskinliği sağlar. Kemiklerinizin şekillenmesi ve oluşumunda görev alır. Vücuda hasar veren serbest radikallerin gelişmesine ve zararlarına engel olur, yaşlanma sürecini de yavaşlatır. Çinko eksikliğinde; yorgunluk, koku-tat hissi kaybı, tırnaklarda incelme ve beyaz lekeler, seksüel ve bedensel gelişme bozukluğu, tekrarlayan enfeksiyonlar, cinsel güç azalması ve yara iyileşmesinde gecikme oluşabilir. Çinko deniz ürünlerinde, yumurta sarısında, kırmızı ve beyaz ette, mantarlarda, baklagillerde, soya fasulyesi, ayçiçeği ve daha pek çok besinde bulunmaktadır.
40'LI YAŞLAR OLGUNLUK ÇAĞIDIR
Ahududu ve böğürtlen gibi meyveleri seçin:
Özellikle ereksiyon problemleri yaşayanlar için en uygun seçimler böğürtlen ve ahududu gibi meyvelerdir. Bu meyveler bol miktarda çözünebilen posa içerir. Böylece kolesterol, kan damarlarınıza zarar vermeden çözünebilen bu posaya bağlanır. Ayrıca bu meyveler kan dolaşımınızın rahatlamasını sağlayan ve damarlarınızı koruyan çeşitli bileşiklerle (proantosiyanidinler) dolaşımınızı düzenler. Daha düşük bir kolesterol seviyesi ve daha iyi bir kan akımının cinsel yararları ise tartışma götürmez.
Yorgunluğunuzu azaltmak için kahvaltı gevreklerinden yararlanın: Cinsel yaşamınızda hep yorgun musunuz? Tiamin ve riboflavin vitaminlerinden zengin kahvaltı gevreklerini deneyin. Bu vitaminler enerjinizi etkin şekilde kullanmanıza yardımcı olur. Tiamin ve riboflavin sinir sisteminizin sağlıklı çalışması için de gereklidir. Yaşlandıkça bu vitaminlerin etkili bir şekilde kullanılması zaten azalır. Bu durum sinir sistemi fonksiyonlarınızı da etkileyeceğinden, bu vitaminlerin alımını arttırmanız gerektiğini unutmamalısınız. Zenginleştirilmiş kahvaltı gevrekleri orgazmın başlamasına yardımcı olan 'histamin' salınımını uyaran niasin vitamininden de zengindir.
Duyarlılığınızı kırmızı et ile arttırın: Kırmızı et içinde bulunan protein seks süresince duyarlılığınızı arttıran dopamin ve norepinefrin düzeylerinizin yükselmesini sağlar. Ayrıca iyi bir çinko kaynağı olan et, vücudunuzda libidonuzu düşüren bir hormon olan 'prolaktin' üretimini azaltır. Ve en mükemmeli, et testesteron (erkek cinsellik hormonu) seviyenizi yükseltir.
Dokunuşlardan çikolata ile daha çok etkilenin: Akşam yemeğinizde küçük bir parça biftekten 2-3 saat sonra küçük bir parça da bitter çikolata tüketin. Kakaonun içerisinde bulunan metilksantinler vücudunuzun duyarlılığını arttırarak sizin daha kolay etkilenmenizi sağlayabilir. Çikolatanın fazlasının kalori bombası olabileceğini sakın unutmayın.
DAHA IYI BIR PERFORMANS IÇIN
Sigarayı bırakın:
Sigara birçok hastalık riskinizi arttırmasının yanı sıra cinsel performansınızı da olumsuz etkiler. Sigara içmek, kan damarlarınızı daraltır ve dolaşımı bozar. Kan akımını yavaşlatarak, cinselliğinizi olumsuz yönde etkiler. Daha mutlu bir cinsel yaşam için sigarayı bırakmalısınız.
Fazla alkol cinsel mutluluğun düşmanıdır: Bir kadeh kırmızı şarap rahatlamanızı ve kaslarınızın gevşemesini sağlarken, fazla miktarda tüketilen alkol ters etki yaratır.
İlaçlara dikkat edin: Birçok ilaç cinsel cevabı olumsuz etkiler. Kan basıncı düşürücü ilaçlardan bazıları, fluoxetine hydrochloride (Prozac) ve lithium gibi anti-depresanlar, steroidler, ülser ilaçlarının bazıları ve timolol gibi bir kısım beta-blokörler cinsel performansınızı düşürebilen ilaçlardır. Eğer ilaçlarınızın cinsel yaşamınızı hayal kırıklığına uğrattığını düşünüyorsanız, doktorunuza danışmanızda yarar var.
Biraz yavaşlayın: Haftada 50 saat çalışmanıza neden olan bir iş yaşamınız varsa, kısacası hayatınızı sürekli bir koşuşturma içinde geçiyorsanız önerimiz: Biraz yavaşlamanızdır! Stres karşısında vücudunuz daha erken yaşlanır, ruhunuz dinlenmeye vakit bulamaz ve elbette ki cinsel yaşamınız da kaybolur. En iyi çözüm inanç dünyanızı güçlendirip genişletmeniz, istiyorsanız rahatlama tekniklerinden yararlanmanız, yoga ve meditasyon yaparak ruhunuzu dinlendirebileceğiniz, kendinize vakit ayırabileceğiniz zamanlar yaratmanızdır. Eşinizle yapacağınız kısa yürüyüşler, kitap okumak, konserler ve oyunlar, ılık bir duş en azından günün yorgunluğunu birazcık atmanıza yardımcı olabilir.
Uykuya önem verin: Yorgun ve uykusuz olduğunuzda seks yapmayın. Uzun bir günün sonunda kendinizi bitkin ve halsiz hissediyorsanız, geriye kalan enerjinizi (!) bu şekilde ve başarısız bir şekilde harcamayın. Kendinize biraz izin verin ve önce biraz uyuyarak vücudunuzu dinlendirin.
Bazen biraz ara verin: Cinsel yaşamınızda çok hızlı olabilirsiniz. Ancak hiçbir şeyin sizi durduramayacağını düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Bir süre sonra cinsel isteğinizin azaldığını hissedebilir ve uzunca monotonluk dönemi yaşayabilirsiniz. Biraz mola vererek cinsel yaşamınızı kontrol altına almayı düşünün. 'Mola alma hakkınızı' cinsel yaşamınızda da kullanın.
DOĞAL AFRODİZYAKLARI UNUTMAYIN
Çikolata, , Yohimbin , İstiridye, Çilek ve muz, Kokular ve bitkiler , ylang ylang , yasemin, vanilya, sandal ağacı, tarçın, rezene, , karanfil, gül, hardal, n Roka, maydanoz, kekik, n Fındık, ceviz, badem, n Sarmısak ve soğan , n Kuru incir,
EN GÜÇLÜ ANTİOKSİDAN BESİNLERDEN YARARLANIN
iyi antioksidan besinler ve ihtiva ettikleri antioksidanlar şu şekilde sıralanabilir:
Somon balığı (E vitamini, selenyum, çinko)
Ton balığı (E vitamini, selenyum, çinko)
Alabalık (E vitamini, selenyum, çinko)
Kuruyemişler (E vitamini, selenyum, çinko, magnezyum)
(Ceviz, fındık)
Kuru çekirdekler (E vitamini, selenyum, çinko, magnezyum)
(Ay çekirdeği, kabak)
Brokoli (E vitamini, C vitamini, antioksidan, flavanoidler)
Domates (E vitamini, C vitamini, antioksidan)
Karpuz (E-C vitaminleri, glukofisin/sistein, krom, çinko)
Havuç (Beta-karoten, C vitamini)
Biber (C vitamini, krom)
Ispanak (C vitamini, flavanoid, antioksidanlar)
Tahıl tohumları (E vitamini, krom, çinko)
UNUTMAYIN
Her bireyin gereksinimleri farklıdır. Bu gereksinimler; kişinin ne kadar stres altında olduğu, nasıl beslendiği, genel sağlık durumunun ne olduğu, ilaç-alkol-şeker veya diğer gıdaları ne sıklıkta tükettiği gibi çok farklı etkenlerle ilişkilidir.
KAÇININ
Tek tip ürün içeren tamamlayıcılardan da multi-ultra high desteklerden de mümkün olduğunca kaçının! Tek tip vitamin ve mineral içeren tamamlayıcıları (özellikle vitamin A, D ve demir gibi) doktorunuz önermeden kullanmaktan kaçının.
YETİNİN
Besin desteklerinin çok farklı form ve tiplerinin bir arada ve yüksek dozlarda alımı da toksik olabilir; istenmeyen yan etkiler oluşturabilir. Sadece size önerilen kombinasyonlarla yetinin.
PROF DR.Osman müftüoğlu
KESİP SAKLAYIN
Bu aminoasitleri vücut yapmaz dışarıdan almanız gereklidir
Löysin: Peynir, yumurta, kurubaklagiller ve soya fasulyesi, ceviz
Lizin: Yumurta, tavuk eti, süt ve süt ürünleri
Izolösin: Soya fasulyesi, mercimek, tavuk, balık
Valin: Mercimek, balık eti ve nohut
Metionin: Fenilalanin: Mercimek, soya, nohut, tavuk eti, kırmızı et
Treonin: Soya fasulyesi, tavuk eti, mercimek, kırmızı et
Triptofan: Soya fasulyesi, kırmızı et, yumurta ve balık
KOLESTEROL..
Posa kolesterolü azaltır
Eğer yeteri kadar posa tüketirseniz bu doğal ve etkili destekten kolesterolünüzü azaltarak da yararlanırsınız. Posa lifleri kolesterolün emilmesini önler. Daha fazla posa tüketmeyi istiyorsanız bunun çok kolay yolları var!
Buğdaylı ve yulaflı bisküviler
Patlamış (yağsız, şekersiz) mısır
İşlenmemiş un ile yapılmış ekmekler
Kepekli buğday ekmeği, çavdar ekmeği
Kepekli gevrekler
Yulaf lapası
Kepekli makarna (tahıl makarnası)
Fasulye, bezelye, mercimek, nohut gibi kurubaklagiller
Meyveler (özellikle elma, armut, turunçgiller ve muz)
Kurutulmuş meyveler (kaloriye dikkat!)
Sebzeler (özellikle havuç, turp, kereviz, lahana)
Kahverengi doğal pirinç
Kabuklu kuru yemişler (kaloriye dikkat!)

AKLINIZDA OLSUN
Keten tohumunun faydaları
10 bin yıldır gıda olarak da kullanılan keten bitkisi, etkili bir gençlik, sağlık ve güzellik kaynağı. Keten tohumunda yok yok; Kolesterol düşürücü, felç, kanser, unutkanlık önleyici, bağırsak çalıştırıcı ve temizleyici etkisi bunlardan birkaçı. Uzmanlar, sıvı şeklinde, salataların üzerine serpiştirilerek veya günde bir çorba kaşığı şeklinde tüketmeyi öneriyor.
  • < Mide-bağırsak sorunlarına karşı iyi gelir
  • Bağırsakları yumuşatır, kabızlığa karşı iyi gelir
  • Kemikleri güçlendirir. Özellikle menopoz döneminde yararlı
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir
  • Menopoza bağlı şikâyetleri hafifletir
  • Kalp-damar hastalıklarından korur
  • Kolesterol, şeker seviyesini dengeler
  • Yüksek tansiyonu düşürür
  • Romatizmal hastalıkları önler
  • Sinir sistemini güçlendirir
  • Hafızayı güçlendirir
  • Konsantrasyon bozukluğuna karşı iyi gelir
  • Yaşlanmaya bağlı dikkat dağınıklığına karşı iyi gelir
  • Haricen kullanılarak yaraların çabuk iyileşmesini sağlar
  • Egzama ve sedef hastalıklarında kullanılır
  • Nasırlarda kompres olarak kullanılır
  • Solunum yolu hastalıklarında olumlu etki yapar
  • Ruhsal bozukluklara karşı iyi gelir
  • Öksürüğü giderir
  • Ağız boşluğu, boğaz ve diş eti rahatsızlıklarında gargara olarak
  • kullanılır
  • Lifleri sanayide, özellikle dokumacılıkta kullanılır
Keten tohumu ne içerir?
  • Omega-3, Omega-6 ve Omega-9 yağ asitleri
  • Yüksek oranda çözünür ve çözünmez lif
  • Protein
  • Lignanlar (kansere karşı maddeler)
  • Vitaminler
  • Mineraller
  • Aminoasitler

Keten tohumu nasıl tüketilir?
  • Kaynatılarak içilebilir.
  • Dövülerek, öğütülerek toz haline getirilebilir. Bir kaşık ağza
  • atıldıktan sonra arkasından su içilebilir.
  • Kavrulmuş olarak tüketildiğinde daha lezzetli olur. Keten
  • tohumunun çok özel bir tadı veya kokusu yoktur, ama kavrulunca güzel
  • bir tada kavuşur.
  • Tohum şeklinde de tüketilebilir.
  • Yemeklere, yoğurda, salatalara, müsliye, pasta, börek gibi unlu
  • mamullere karıştırılarak da tüketilebilir.
  • Günde 1-1.5 çorba kaşığı keten tohumu sağlıklı kalmak açısından
  • yeterlidir. Dozunu kaçırmamakta yarar var.
BAŞ SAYFA
BİLGİLER