Hümanist kültüre açılan küçük bir pencere


OKUMALIK
Eski Yeni Şairlerden Üçer Şiir




Geceyi avuçlaɾımda siyah biɾ gül gibi duyuyoɾum , Ve sen misin bilmiyoɾum bu gülü bıɾakan .
Neden herkes güzel olmɑz, Yɑşɑmɑk bu kɑdɑr güzelken? -
Çanakkale, yeni Türkiye'nin önsözüdür.
Şiir bir yaşama biçimi değildir. Bütün yaşamalar şiirin bir biçimidir.
FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

DAĞLARCADAN ÜÇ ŞİİR

DÖRT YAPRAKLI ÇİÇEK

Çıkamaz çocukluğundan dışarı
Kimse.
Oynamamız bundandır.
Kara toprakla binlerce yıl.

Çıkamaz çocukluğundan dışarı
Kimse.
Bundandır sevmemiz
kiraz ağaçlarını.

Çıkamaz çocukluğundan dışarı
Kimse.
Kardeşliğimiz bundandır
Mavi sularla binlerce yıl.

Çıkamaz çocukluğundan dışarı
Kimse
Bundandır inanmamamız
Kocaman bombalara.

AKDENİZ ŞİİRLERİ’nden

Havaya da yalıma da ağaca da benzer ama
En çok suya benzer
Sevgimiz.

Morluğun acısı var sonu yok
Karışır yaşamımıza
Kendiliğinden.

Herkes ölünce toprak olurmuş
Hayır hayır
Bizim su olacağımız besbelli.

ÖLÜ

Hangi mahallede imam yok,
Ben orada öleceğim.
Kimse görmesin ne kadar güzel,
Ayaklarım, saçlarım ve her şeyim.

Ölüler namına, azade ve temiz,
Meçhul denizlerde balık;
Müslüman değil miyim, haşa,
Fakat istemiyorum, kalabalık.

Beyaz kefenler giydirmesinler,
Sızlamasın karanlığım havada.
Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayım,
Ki bütün azalarım hülyada.

Hiçbir dua yerine getiremez,
Benim kainatlardan uzaklığımı.
Yıkamasınlar vücudumu, yıkamasınlar,
Çılgınca seviyorum sıcaklığımı...

Merihliye Sesleniş

Merihli misin, ‎ ‎
Vatanın hangi yıldız? ‎ ‎
Vatan mı ne demek? Vatan vatan, ‎ ‎
Yaşadığımız şey. ‎ ‎
İster misin anlatayım, vaktime inen dost!‎ ‎
işte dünyamız: ‎ ‎

‎ Bu zengin, bu fakir, ‎ ‎
Bu orospu, bu hırsız. ‎ ‎
Böylece yitirdik kendimizi; ‎ ‎
Yirminci, belki de kırkıncı bulduk, ‎ ‎
Siz hangi zamandasınız? ‎ ‎

‎ Gelme gelme üstüme ‎ ‎
Neler saklar bilmezsin bu el, bu ağız; ‎ ‎
Çirkin, ‎ ‎
Hayırsız! ‎ ‎

‎ Savaşlarınız var mı sizin? ‎ ‎
Sizde de dağların ardı düz mü? ‎ ‎
Okur musunuz, yazar mısınız? ‎ ‎
Sever misiniz, ağlar misiniz? ‎ ‎
Anası göçünce çocuğun, ‎ ‎
Öksüz mü? ‎ ‎

‎ Sizde de atom parçalandı mı çağarda? ‎ ‎
Doğumlar nasıl, ikiz mi, hayretlerde, üçüz mü? ‎ ‎
Herkes herkes, ‎ ‎
Bütün şarkılara rağmen, ‎ ‎
Kendi sessizliğinde türküsüz mü? ‎ ‎

‎ Gelme gelme üstüme, ‎ ‎
Yüzüm öylesine aldatan bir yüz mü? ‎ ‎
Uçmuştu kanlı çarmıhından, ‎ ‎
İsa’yı gördünüz mü? ‎ ‎

‎ Kötüyüm ama çok yalnızım çok, ‎ ‎
Kara toprak babamı, kızımı alıp gider. ‎ ‎
Sihirlerle, büyülerle aramışım ölümün sırrını, ‎ ‎
Bir boşlukla ağrımışım ‎ ‎
Sormuşum göklere peygamberlerce, ‎ ‎
Gelmemiş sonumdan bir haber. ‎ ‎

‎ Atmosferler içinde hapsedilmişim, ‎ ‎
Yaşamak sevinciyle uyutulmuyor keder. ‎ ‎
Sizler ne yaptınız? ‎ ‎
Tanrınız var mı, buldunuz mu ötesini varlığın?‎ ‎
De dursun alnımı yakan düşünceler! ‎ ‎

‎ Gelme gelme üstüme, ‎ ‎
Bir şifa vermeyecekse eğer. ‎ ‎
Seninle bir daha büyür şüphem ve kovulmuşluğum, ‎ ‎
Dehşetle kudururuz beraber. ‎ ‎

‎ Evet, bir yılda dört mevsimim var, ‎ ‎
Yazım masmavidir, bembeyaz olur kışım. ‎ ‎
Böbürlenirim, yalan söylerim hep, ‎ ‎
Korkarım bazı. ‎ ‎
Akşama kadar içim kan ağlar, ‎ ‎
Heykelcesine durur dışım. ‎ ‎

‎ Şöyle bir rahatım da olmaz ekmek meselesinden, ‎ ‎
Ömrün sonunadek bitmez tükenmez yanlışım. ‎ ‎
Doğruluğum kavaklara benzer rüzgarlarda, ‎ ‎
Şehirlerim genişledikçe, soluğum daralır, ‎ ‎
Kuvvetler önünde yükselir devirlerce alkışım. ‎ ‎

‎ Gelme gelme üstüme, ‎ ‎
Sevgiyle parlasa da bakışım; ‎ ‎
Yer ve gök karanlık ‎ ‎
Geme gelme üstüme, acıkmışım. ‎
ŞİİR SAYFASINA
BAS SAYFAYA