‎‎


Dünyaya, İnsanlara, Olaylara

MAVİ PENCERE

Necdet Ersoy

                                 BAŞ SAYFA  DÜŞÜNCE ODASI   MAVİPENCERE    GÖZLEMEVİ    ARKABAHÇE    IŞIKLIYOL
  ;                                               Alıntılık   Belgelik    Yarenlik    Okumalık ‎    Bakmalık    Gezinmelik 
İSTANBUL ‘A AĞIT


Ey koca İstanbul,
‎ Ne çok günahın vardır senin.
‎ Onca kilise, camiler, surlar,
‎ Kim bilir kaç kölenin,
‎ Canı pahası yapıldılar.
‎ Bunca yıl sen sefa süresin diye,
‎ Küffardan haraç kesesin diye,
‎ Nice yiğit gitti de dönmedi evine.
‎ Nice kadın dul, nice çocuk yetim,
‎ Evler ersiz, gözler fersiz kaldı.

Senin için derler ki:
‎ ‎”Ey kırk hovardadan arta kalmış,
‎ Eline kan yüzüne kara bulaşmış,
‎ Gözü çöplükte kalmış yaşlı fahişe.”

‎ Artık yetti gayri, bitti devran.
‎ Bu zaman artık başka zaman.
‎ Belli ki intikam günleri gelmiş.
‎ Saplamışlar kanlı bir hançer gibi,
‎ Göğsüne göğsüne gökdelenleri.
‎ Takmışlar boynuna gerdanlık diye,
‎ O demirden terelelli köprüleri.
‎ Köstebek gibi altını oymuş birileri,
‎ Ordan oraya geçirmiş tünelleri.
‎ Tat kalmamış havanda suyunda,
‎ Onca sahil talan, yok olmuş izlerin,
‎ Çöplüğe dönmüş denizlerin.
‎ Nerde o güzelim mekanlar,
‎ Beykoz, Kanlıca, Emirgan’lar.
‎ Sevgili beklenen ada sahilleri nerde,
‎ Huzur almaya gittiğimiz Kalamış.
‎ Hiç birinden eser kalmamış.

‎ Ah İstanbul.
‎ Sesini duyar gibiyim inliyorsun.
‎ Belli ki çok acı çekiyorsun.
‎ Bunca yıl bunca asır el üstündeydin,
‎ Şairlerin gözünde sanki cennet hüsnündeydin,
‎ Çiçeğin altın yaldız, suyun allı pulluydu,
‎ Senin sakinlerin Padişahın muteber kuluydu.

‎ Vardı seni gözleri kapalı dinleyen,
‎ Aşkı anlamazdı hani seni sevmeyen.
‎ Değerin büyüktü; “bi mislü beha”ydı,
‎ Dendiğine göre her “sengine, Yekpare Acem mülkü feda”ydı.
‎ Sana bir tepeden bakıp Aziz diye kutsayanlar,
‎ Bir semtini bile sevmeyi ömre bedel sayanlar,

Nerde onlar şimdi?
‎ Ne oldu ey koca İstanbul?
‎ Çok ah almış olmalısın belli ki.
‎ Yıllarca sefandan habersiz, uğruna kan dökenler,
‎ Seni doyurmak için Anadolu kırında
‎ kök sökenler.
‎ Onları çağırmış tanrının laneti,
‎ Üstüne üstlük güya sevenin ihaneti.
‎ Hepsi toplanıp üşüşmüş başına,
‎ Herbiri talibolmuş toprağına taşına,
‎ Artık bakmıyorlar gözünün yaşına.
‎ Yıllardır bulundu her yıkıma bir bahane,
‎ Sonunda ne Sadabat kaldı ne Gülhane.

Necdet Ersoy