YOLSUZLUKLA SAVAŞIMDA BİLİŞİM (NOT)

SORUN Yabancı Gözüyle TANIM RÜŞVET KATEGORİLERİ
NEDENLER Yolsuzluğu Doğuran Etmenler SAVAŞIM BİLGİNİN ÖNEMİ
BÜTÜNSEL VE BİLŞİMSEL YAKLAŞIM DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜKLER VE YOLSUZLUK SAYDAMLIK HESAP VERME YÜKÜMLÜLÜĞÜ SONUÇ

SORUN

Günümüzde yolsuzluk, toplumların güvenlik ve istikrarını tehlikeye düşüren, toplumsal, ekonomik ve siyasal gelişmeyi tehdit eden, demokrasi ve erdem özlemlerini çökerten bir ana toplumsal sorun olarak kabul edilmektedir. Küreselleşme süreci çerçevesinde bir taraftan mal, hizmet ve emek pazarlarının ulusal sınırların dışına taşması ve diğer taraftan yasadışı eylemlerin uluslararası bir nitelik kazanması nedeniyle, insanlığı uygarlığın başladığı zamandan beri kemiren bu hastalık, uluslararası bir nitelik kazanmış bulunmaktadır. Yolsuzluğun hem ulusal, hem de uluslararası alanda öncelikli bir konu haline gelmesi ile, yolsuzlukla savaşım için ulusların birlikte çaba harcamaları, deneyimlerini paylaşmaları ve bir ölçüde ortak davranış standartları geliştirmeleri ihtiyacı doğmuştur. **Bu yüzden, yolsuzlukla savaşımın yöntemleri ve stratejileri ülkeden ülkeye farklılık arz etmesine rağmen, hesap verme yükümlülüğünün genişletilmesi, saydamlığın artırılması ve hukukun üstünlüğünün hakim kılınması için uluslararası işbirliği yolunda önemli adımlar atılmış, uluslararası işbirliği mekanizmaları oluşturulmaya başlanmıştır. &&&Ne yazık ki, toplumda hak ve adalet duygusunu zayıflatan, ahlaki değerleri aşındıran, yoksulluğu artıran ve aynı zamanda insan hakları, temel hak ve özgürlükler, demokratik gelişme, sürdürülebilir kalkınma ve sağlıklı çevre konularında da olumsuzluklar doğurmakta olan yolsuzluğun tümüyle ortadan kaldırılması hiç bir zaman mümkün olamayacaktır. Bu savaşımda kestirme yollar, kolay çözümler de bulunmamaktadır. Bununla beraber bilişim toplumu ve e-devlet konusundaki gelişmeler, hem insanların ve toplumların bu alanlarındaki beklentilerini yükseltmiş, hem de bu savaşımda yeni ümitler doğurmuştur. Başa Dön

Yabancı Gözüyle

Aşağıdaki satırlar Başta Oxford Üniversitesi olmak üzere diğer bir kaç saygın üniversiteye mensup bilim adamlarının katkısı ile

Oxford Analytica

adı ile hazırlanan ve siyasal ve ekonomik dünya olayları hakkında görüşler sunulan Web sitesinde, 19 Şubat 2001  de  Milli Güvenlik Kurulunda yaşanan olay üzerine yapılan açıklamadan alınmıştır.

(http://www.oxan.com/wb-imf/ixbin/log-in)

Türkiye’de yolsuzluk  çeşitli biçimlerde ortaya çıkan oldukça köklü bir olgudur; bununla beraber,  bazı yolsuzluk  türleri özellikle çok göze çarpmaktadır:

°         İnşaat ve tedarikle ilgili ihalelerde özel menfaatler, politikacılar tarafından ödüllendirilen veya yönlendirilen  görevlilerce geleneksel olarak kollanmışlardır.

°         Kamu bankaları güvenilmez  ama iyi ilişkilere sahip kişilere defalarca kredi vermişlerdir.

°         Bürokratlar, kamudaki  görevlerinden ayrılarak, kredi verme veya ihale işlemlerinde  yardımcı oldukları özel sektör bankalarında veya enerji firmalarında önemli görevlere geçmişlerdir.

°         Hazine arazilerinin özel kullanıma açılması için başvurulan yollar kuşku uyandırıcıdır.

°                     Diğer yolsuzluklar arasında,  hileli planlama kararları,  bütçe dışı fonların kötüye kullanılması, belediye başkanlarınca “çiftlik”ler yaratılması ve polis karakollarında, mahkemelerde, vergi dairelerinde ve  sağlık, eğitim gibi  sektörlerde ufak rüşvetler verilip alınması sayılabilir.

Başa Dön

TANIM

Yolsuzluk, “rüşvet vererek veya yasal olmayan diğer özendirici yöntemler kullanarak, yasadışı bir iş veya işlem yapılmasını sağlamak ” olarak tanımlanabilir. Bir yolsuzluk olayında, genellikle hem yolsuzluğa özendiren tarafın, hem de yasa dışı iş veya işlemi yapması istenen tarafın parasal veya tinsel bir yararı bulunur. Yolsuzluk olaylarının çoğunda görünmeyen ve zarara uğrayan bir taraf daha vardır ki, bu tarafın uğradığı zararın bazen kazanan tarafların kazançları toplamından da fazla olduğu görülür. Kamu kesimindeki yolarda, zarar gören tarafın ilk bakışta Devlet veya Hazine olduğu düşünülürse de asıl zararı sineye çeken, olayda hiç rolü olmayan halktır. Özel sektördeki şahıs firmaları veya aile şirketlerindeki yolsuzluklarda, zarara uğrayan, duruma az çok hakim olması mümkün bulunan firma sahipleridir. Halka açık sermaye şirketlerindeki yolsuzluklarda ise, şirketin yöneticilerinin veya çalışanlarının işlediği yasadışı eylemlerin doğurduğu zarar da olayda rolü olmayan pay sahipleridir. Ne var ki olayda rolü olmadığı söylenen halkın veya pay sahiplerinin tümüyle kusursuz olduğu ileri sürülemez. Çünkü halk da, pay sahipleri de yöneticileri seçmek hakkını ellerinde bulundurduklarına göre, bu haklarını kullanırken daha dikkatli davranabilirlerdi.
Bugün gerek halk kitlelerini yakından ilgilendiren ve gerek uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından üzerinde durulan konunun daha çok kamu kesiminde rastlanan yolsuzluklar olduğunu görmekteyiz. Oysa, özel sektörde cereyan eden yolsuzluk olayları toplumun düzeni, halkın esenliği, ekonominin sağlamlığı açısından daha az kötü değildir. Ayrıca, unutulmamalıdır ki kamu kurum ve kuruluşlarında cereyan eden yolsuzluk olaylarında, yolsuzluğu tetikleyen ve fiyatını ödeyen taraf genellikle özel sektör firmaları veya özel kişilerdir. Bununla beraber, genel eğilime uyularak, bu yazıda da kamu kesimi ile ilgili yolsuzluklara ağırlık verilmiştir.
Yolsuzluğa biraz yakından bakılınca, bunun, “birine emanet olarak verilen yetkinin kötüye kullanılmaması gerektiği” ilkesinden sapma olduğu görülür. Bir kişi kendisine verilen yetkiye, kendisi için herhangi bir yarar sağlamayacak derecede, “uzakta durmalı”; yani bu yetkiyi kullanırken, kendi yararını veya aile ilişkilerini kollamaktan kaçınmalıdır. İngilizce’de uzakta tutma ilkesi olarak adlandırılan bu ahlak ilkesi, dilimizdeki “emanete hıyanet etmemek deyimi ile eş anlamlıdır. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı +++ da yolsuzluğu, “yetkinin, özel çıkar sağlanması amacıyla kötüye kullanılması" olarak tanımlamaktadır. Rüşvet, zimmet, haraççılık, dayıcılık , ahbap-çavuşçuluk çıkar çatışmasına göz yummak , +++ gibi hukuk ve ahlak dışı uygulamalar, bu ilkenin çiğnenmesinin veya göz ardı edilmesinin çeşitli biçimlerinden başka bir şey değildir.
Yolsuzluğun daha başka türlerinden de bahsedilebilir ise de, en sık rastlanan ve topluma en çok kötülüğü dokunan şeklinin rüşvet olduğu muhakkaktır. Bu yüzden, Rüşvet Kategorileri adı ile aşağıda yer alan kutucukta, çeşitli rüşvet tipleri, örnekleri ile açıklanmaktadır. Başa Dön
RÜŞVET KATEGORİLERİ (*)
  1. I - Rüşvet, kıt olan bir olanağın kullanılması veya yapılması gereken bir giderden kurtulunması için ödeniyor ise, bir tarafa yarar sağlanması, başka birinin zarara uğraması sonucunu doğurur. Aşağıda örnekleri verilen bu gibi durumlarda çoğu kez rüşvet verenler arasında bir rekabet söz konusu olabilmektedir. Diğer taraftan, bir konudaki olanakların kıt veya bol olması görevlinin takdirine bırakılmış ise, bu takdirin kıtlık yaratmak biçiminde kullanıldığı çok görülür. Örnekler:
    • İhracat veya ithalat permisi temin edilmesi,
    • Kamu ile ilgili bir yapım veya hizmet sözleşmesi yapılması ,
    • Petrol veya maden işletme ruhsatı alınması,
    • Hazine arazisi kiralama veya kullanma hakkı (ecri misil) alınması,
    • Özelleştirilecek bir kamu kurumunun satın alınması,
    • Kıt kredi kaynaklarından yararlanılması,
    • Desteklenen tarım veya sanayi girdilerinin elde edilmesi.
  2. Kıt olmayan, bir olanaktan yararlanılmasının veya bir hizmet karşılığı ödenmesi gereken giderin miktarının belirlenmesinin yetkililerin takdirine bırakılmış olması rüşvet nedeni olabilmektedir. Görevlilerin, bu takdir yetkisini rüşvet vermeyi zorlayacak biçimde kullandıklarına çok sık rastlanmaktadır. Politikacıların, iş sahiplerinin bir hizmetten yararlanmak veya bir hak elde etmeleri için, vergi, harç, katkı payı gibi herhangi bir ad altında bir gider ödemelerini gerektirecek bir yasa önerisini desteklemek tehdidiyle maddi veya manevi yarar sağlamaları da bu kategoride düşünülebilir. Örnekler:
    • Vergi borcunun az gösterilmesi,
    • Gümrük vergilerinin veya gümrüklerde alınan diğer yükümlülüklerin alınmaması veya gerekenden az alınması,
    • Yetki belgesi, yapı kullanma izni gibi belgelerin hak edildiğinin saptanması,
    • Güvenlik veya çevre isterlerine uyulduğunun belirlenmesi,
    • Proje tasdiki,
    • Yaptırım uygulanmasından vazgeçilmesi,
    • Ücretsiz verilen bir kamu hizmetinden yararlanılmasına izin verilmesi.
  3. Rüşvet, kamuyla ilgili bir çıkar elde etmek ( veya giderden kurtulmak ) için değil, fakat bu çıkara (veya gidere) ilişkin bir hizmet, (örneğin amaca erişmekte çabukluk sağlamak veya içerden bilgi sızdırmak gibi bir hizmet) elde etmek için de verilebilmektedir. Çoğu kez bu tür rüşvet fırsatlarını, gecikmeler yaratmak, katı uygulama kuralları koymak veya paşa gönüllerinin istediği ek koşullar getirmek suretiyle, görevlilerin bizzat hazırladıkları görülmektedir. Bazen bir alana disiplin getirmek için kurulan sistemin, disiplini getirmekten çok, görevlilere rüşvet isteme olanağı doğurmak amacına yönelik olduğu izlenimi doğmaktadır. Örnekler:
      <
    • İhalelerle ilgili teknik veya idari şartnamelere bir firmaya uygun hükümler koymak veya bu belgelere konmuş olan hükümler hakkında önceden bilgi sızdırmak,
    • Bazı formaliteleri kısaltarak çabukluk sağlamak,
    • Denetimler hakkında denetleneceklere önceden bilgi vermek,
    • Belirsiz görünen durumlara açıklık getirmek,
    • Denetim raporlarında denetlenenlere “merhametli” davranmak,
    • Ölçü, tartı ve sayımlarda mal veya hizmetin miktarı veya grup, kalite ve türü hakkında denetlenen lehine saptamalar yapmak,
    • Kamu ile sözleşme bağıtlayacak bir kişi veya firmaya, kendi niteliklerine göre hak ettiğinden daha yüksek derecede bir belge vermek,
    • Rüşvet, bir olanaktan başka birisinin de yararlanmasını önlemek veya bir başkasının fazladan bir masrafa katlanmasını sağlamak için ödenebilir.
  4. Yukarda birinci kategoride olduğu gibi burada da rüşvet vererek çıkar sağlayanlar yanında, bu rüşvet dolayısı ile zarara uğrayan ya da olası bir kardan mahrum kalanlar bulunmaktadır. Bir olanak veya durum birden fazla kişinin bu olanaktan yararlanmasına veya giderden kaçınmasına müsait ise olası rüşvetçiler, rüşvete gerek duymadan amaçlarını elde etmek ve görevlilere karşı birleşik bir cephe oluşturmak yolunu tercih edebilirler. Bu duruma daha çok ulusal veya uluslararası tekelci piyasalarda rastlanmakta ve rüşvet tekel rantlarının paylaşılması ile ilgili olmaktadır. Örnekler:
    • Yasadışı bir iş yürüten bir kişi veya firma, aynı işi yürüten rakiplerine baskın yapması için güvenlik görevlilerine rüşvet verebilir.
    • Yasal bir iş yapmakta olan bir kişi veya firma rakiplerine katı kısıtlamalar getirilmesi için yasa uygulayıcılarına rüşvet verebilir.
    • Olası bir rakibe çalışma ruhsatı verilmemesi için rüşvet verebilir.
    • Kendi işine benzer bir faaliyet alanının yasaklanması için kural koyma yetkisini haiz kuruluş ve kurumun yetkililerine rüşvet verilebilir

NEDENLER

Yolsuzluğun çıkış nedenleri ülkeden ülkeye farklılık göstermekle beraber temelde insanların kendi çıkarlarını önde tutan bir yaradılışa sahip olmaları yatmaktadır. Diğer taraftan çağdaş batı kültürü, tüketime ve mal edinmeye aşırı önem verilmesine yol açmış, kişisel başarı ve saygınlık parasal varlıkla ölçülür hale gelmiştir. Buna karşılık din, ahlak, hukuk, gelenek ve törelerin koyduğu kuralların önemi ve etkisi türlü nedenlerle zayıflamış, gerek insanın yapısal kusurunun ve gerek kültürümüzdeki yanlış yönlendirmenin doğuracağı bozuk davranışlar kolayca önlenemez olmuştur.
Konuyla ilgili incelemelerde yolsuzluk nedenleri çeşitli biçimlerde sınıflandırılmaktadır. Aşağıdaki tablo bu sınıflandırmalardan yaralanılmak suretiyle bu nedenlere toplu bir bakış getirmek amacıyla hazırlanmıştır.
Yolsuzluğu Doğuran Etmenler
  • Ahlak Bozukluğu
  • Hukuk Sisteminin Çarpıklığı
  • Kültür Yozlaşması
  • Siyasal Yapının Uygunsuzluğu
  • Yönetimin Yetersizliği
  • Güvenlik ve Yargı Mekanizmaların İyi Çalışmaması
  • Gelir Dağılımının yamukluğu
  • Kamuda Ücret Düzeyinin Düşüklüğü
  • Hayat Pahalılığı
Bilgi Eksikliği
İletişim Eksikliği
Denetim Eksikliği
Amaç - Yasak
    (Bir yasağı koymada güdülen amaçla konulan yasağın orantılı olmaması)
Yasak X Yaptırım
    (Yasak için öngörülen yaptırımın yasakla orantılı olmaması)
Yaptırım X Yürütme
    (Yaptırımı yerine getirme için öngörülen yöntem, yetki, yetenek ve olanakların yaptırıma uygun olmaması)
İstem X Sunum
    (Sunulan kamu hizmetinin nicelik veya boyutunun istenilen nicelik veya boyuta göre çok az olması)
Çıkar X Bedel
    (Kamu hizmeti için istenen bedelin, bu hizmetten sağlanacak değerden çok düşük olması)
İstenen Zaman X Sağlanan Zaman
    (Kamu hizmetinin beklenenden uzun zamanda sağlanması) Başa Dön
Temel Bozukluklar hakkında çok geniş açıklamalar yapılması ve üzerinde uzun uzun durulması gerekmekte ise de böyle bir uğraş, bu çalışmanın sınırlarının dışında kalmaktadır. Burada, yalnızca bu temel bozuklukların adları verilmektedir. Ancak toplumsal, ekonomik ve tarihsel nedenlerden doğan ahlak bozukluğu, hukuk sisteminin çarpıklığı, kültür yozlaşması, siyasal yapının uygunsuzluğu, yönetimin yetersizliği, güvenlik ve yargı mekanizmalarının iyi çalışmaması, gelir dağılımının yamukluğu, Kamuda Ücret Düzeyinin Düşüklüğü, Hayat Pahalılığı gibi olumsuzluklar düzeltilmeden yolsuzluğun ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını da Beklemememiz gerekmektedir.
Aşağıdaki Saydamlık ve Hesap Verme Yükümlülüğü başlıkları altındaki açıklamalar bir anlamda Bilgi eksikliği, iletişim eksikliği ve denetim eksikliği gibi altyapı gereksinimlerinin irdelenmesi sayılabilir.
Uyumsuzluklar ve Dengesizlikler olarak adlandırılan etmenlere gelince, bunların kısa tanımları Tabloda yer almaktadır. Aşağıdaki hayali ve biraz da abartmalı iki örnek ise tanımların daha kolay anlaşılmasına yardımcı olmak amacıyla verilmektedir.
Örnek 1 - Trafikte düzen nasıl sağlanır : Bir kentte trafik akışını hızlandırmak amacıyla Kentin bütün cadde veya sokaklarına park etme yasağı konmuş (Amaç X Yasak Uyumsuzluğu), bu yasağa uyulmaması halinde, park edilen aracın bir yıl süreyle trafiğe çıkmaması karara bağlanmış (Yasak X Yaptırım Uyumsuzluğu ), bu karar üzerine aracın bu yasağa uygun olarak trafikten men edilmesi için, güvenilir kişi olarak araç sahibinin eşi tayin edilmiştir ( Yaptırım XYürütme Uyumsuzluğu )
Örnek 2
Konut sorunu nasıl çözülür : Konut sorununu çözmek amacıyla yılda yaklaşık 10 bin dolayında olan yeni evlilere, yıllık üretimi bin dolayında olan (İstem - Sunum Dengesizliği ) ucuz halk konutlarının, piyasa değeri 10 milyar olmasına karşın, sadece bir milyar bedelle satılması (Çıkar - Bedel Dengesizliği) kararlaştırılmıştır. Ancak ilgili dairede uzman personel yetersizliği nedeniyle, bu konutlara yapı kullanma izni verilmesi sıraya konulmuş olup, bu izin konut bedelinin ödenmesinden itibaren en az bir yıl geçmeden verilememektedir (İ stenen Zaman - Sağlanan Zaman Dengesizliği ). Başa Dön

SAVAŞIM

Yukarıdaki her iki örnekte de gerek kamu görevlileri ve gerek kamu hizmetinden yararlanmak isteyen kişiler adeta yolsuzluğa zorlanmaktadır. Buradan bu uyumsuzluk ve dengesizliklerin ortadan kaldırılması ile yolsuzluğun da ortadan kaldırılabileceği sonucuna varılabilir. Aynı şekilde temel bozukluklar düzeltilebilse ve altyapı gereksinimleri karşılanabilse, yolsuzluklar önemli ölçüde önlenecektir. Diğer bir deyişle yolsuzluğu önlemek için yolsuzluğu doğuran etmenlerin temizlenmesine çaba gösterilmelidir. Diğer bir önleme yolu ise yolsuzluk suçunu işleyenleri hemen yakalayıp cezalandırarak, toplumda yolsuzluğa başvurmanın cezasız kalmayacağı görüşünü hakim kılmaktır.
Kabul etmek gerekir ki bu iki önlemi tümüyle yerine getirmek mümkün değildir. Bu yüzden yolsuzlukla savaşımda, yine bu iki önlem göz önünde tutularak, daha kolay gerçekleştirilebilir hedeflere yönelik yollara, yordamlara, tekniklere başvurulmalıdır. Bu yollar, yordamlar ve teknikler başlıca şu üç amaca yöneliktir:
  1. Yolsuzluk nedenlerini azaltarak ve caydırıcı durum ve koşullar oluşturarak yolsuzlukları önlemek ,
  2. Yolsuzluk olasılığı bulunan durum ve olayların yakından izlenmesine imkan verecek sistemler, mekanizmalar, yöntemler geliştirerek, vakit geçirmeden vuku bulan yolsuzlukları ortaya çıkarmak,
  3. Ortaya çıkarılan yolsuzluklar nedeniyle uğranılan zararın karşılanmasını ve yolsuzluk suçu işleyenlerin cezalandırılmasını sağlayarak yolsuzlukları kontrol altına almak.
Başa Dön

BİLGİNİN ÖNEMİ

Bu yol, yordam ve tekniklerde bilişim ve iletişim teknolojilerinin katkısı ne olabilir?” sorusu bu yol, yordam ve yöntemlerin geliştirilmesinde ve kullanılmasında bilginin rolü ve önemi ile bağlantılıdır.
Aslında Devlet bilgi (bilinti=information) işleyen bir sistemden başka bir şey değildir. Bu yüzden bütün kamu görevlileri, bilgi emekçileri olarak da adlandırılabilir. Hangi alanda olursa olsun, bir kamu kurumu veya kuruluşu kendisine verilen görevleri yerine getirmek amacıyla yasalar, ilkeler ve kurallar çerçevesinde bilgiyi derlemek, saklamak, yaymak ve kullanmak durumundadır. Öyle ki, iyi kamu yönetimi ve yönetişim, bilginin akıllıca ve etkin olarak kullanılmasından ibarettir denebilir. Diğer taraftan, iletişim ve bilgi teknolojileri sayesinde, bilginin işlenmesi büyük hız kazanmış, ayrıca bilginin, sonradan erişmek üzere, saklanması, sınıflandırılması ve daha geniş alanlara yayılması kolaylaşmıştır. Bu yüzden iyi kamu yönetimini ve yönetişim iletişim ve bilişim teknolojileri kullanılarak daha kolay elde edilebilmektedir. Bu teknolojiler, iyi yönetim ve yönetişimden sapmaları izlemek veya önlemek amacıyla kullanılabilecek olanakları da sağlamaktadır. Başa Dön

BÜTÜNSEL VE BİLŞİMSEL YAKLAŞIM

Teknolojinin bize sunduğu olanaklar, yolsuzlukla savaşımı biraz olsun kolaylaştırmış bulunmakla beraber, bu savaşımda başarılı olabilmek için önce siyasal liderlerin bu davaya kararlılıkla inanmaları, sonra da bu inancın her kademedeki yönetici kadrolarca paylaşılması, ve medyanın ve sivil toplum kuruluşlarının aynı yönde çaba göstermeleri gerekmektedir. Ayrıca, güvenlik ve yargı birimlerinin uygulamaları adil ve etkin olmalı, en azından bu kurumlar, kamu oyunda saygın bir yerde bulunmalıdırlar. Diğer bir deyişle, yolsuzlukla savaşımda önde gelen sivil toplum örgütlerinden olan Transparency International tarafından resmi görüş olarak ifade edildiği gibi, yolsuzlukla savaşım için toplumun bütün öğelerinin top yekûn çaba göstermelidirler, aksi takdirde başarıya ulaşma mümkün olamaz.
Bu bütünsel yaklaşımda iletişim ve bilişim teknolojilerine önemli bir rol düşmektedir. Ancak iş ve işlemlerin bilgisayar ortamına taşınması üzerine yeni yolsuzluk fırsatları yaratılabileceği de gözden ırak tutulmamalıdır. Buna karşılık, iletişim ve bilişim teknolojilerinin yarattığı olanakları da kullanarak Geniş Bakış Açısı adı verilen bir sistemin yolsuzlukla savaşımda bu bütünsel yaklaşımı etkin olarak sağlamaya yardımcı olacağı ileri sürülmektedir . Jeremy Bentham’ın 19’uncu yüzyılda, hapishanelerin görünmeyen bir gardiyan tarafından gözetlenmesi için önerdiği Panopticon isimli gözetim düzeninden esinlenerek geliştirilmiş olan bu sistem, kamu görevlilerinin bütün faaliyetlerinin üst yöneticiler tarafından izlenmesini ve yolsuzlukların, daha işlenirken ortaya çıkarılmasını amaçlamaktadır. Orwel’in 1984 adlı başyapıtını çağrıştıran bu sistem, henüz yaşama geçirilememiş ise de saydamlık konusundaki gelişmeler, yolsuzlukla savaşım konusunda önemli ilerlemeler sağlamış bulunmaktadır.
Burada bir parantez açıp, siyasal rejim ile yolsuzluk arasındaki bağıntıyı irdelemek yerinde olacaktır. Başa Dön

DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜKLER VE YOLSUZLUK

Siyasal gücün ve karar yetkisinin yalnızca sorumluluğu olmayan bir azınlığa bırakıldığı yönetimlerde, yolsuzluğun serpilip yayıldığını görürüz. Buna karşılık düşünce özgürlüğü, can ve mal güvenliği bulunan çoğulcu, hoşgörülü ülkelerde, yani hukukun egemen olduğu gerçek demokrasilerde, yolsuzluğun ortaya çıkarılması ve kökü kurutulamasa bile azaltılması, daha kolay mümkün olabilmektedir.
Ama sanılmasın ki demokrasilerin yolsuzluk denen hastalığa karşı bağışıklığı vardır. Zira, siyasal rejim ne olursa olsun, nerede hukuksuzluk veya bilgi yetersizliği varsa orada yolsuzluk vardır ve demokrasiler bunun dışında değildir. Demokratik bir ülkede, yolsuzluğun ilk aşamada görünen sonucu, halkın zorda kalması, sıkıntıya düşmesi ise de asıl kötülük, kamu kurumlarının saygınlığının azalması, demokrasiye inancın zayıflaması ve giderek rejimin yozlaşması olarak ortaya çıkar.
Diğer taraftan, Singapur gibi bazı pek demokratik olmayan ülkelerde yolsuzluklara karşı başarı kazanılmış olmasından hareketle demokrasilerde yolsuzlukla savaşıma elverişli olmayan bir yapı olduğu ileri sürülebilmektedir. Oysa demokrasi, sadece siyasi kadronun halk oyuyla belirlendiği bir yönetim biçimi olarak değil, ülkeyi ve halkı ilgilendiren her konuda kamu oyunun bilgilendirildiği, halkın karar süreçlerinde katılımının sağlandığı; hukukun üstünlüğüne, insan haklarına ve bireysel özgürlüklere önem verilen bir siyasal sistem olarak tanımlanırsa; diğer bir deyişle saydamlık ve katılımcılık, hukuk devleti, temel hak ve özgürlükler, demokrasi tanımının ana öğeleri sayılırsa, yolsuzlukların demokrasilerde de önlenebileceği görülür. Gerçekten, saydamlık yolsuzluklara girişilmemesini, girişilmiş ise sorumluların belirlenmesini; katılımcılık , oluşum aşamasında veya gerçekleşmiş yolsuzlukların sivil toplum kuruluşları tarafından izlenmesini, kovuşturulmasını; hukuk devleti, sorumluların kimliğine ve konumuna bakılmaksızın cezalandırılmasını ve insan hakları ise yolsuzluklara karşı savaşım veren bireylerin özgürce ve güvenlik içinde bu çabalarını sürdürmelerini ve fakat aynı zamanda haksız yere yolsuzlukla itham edilenlerin haklarını savunmalarını sağlayacak demokratik kurumlardır.
Bilişim teknolojilerinden yararlanma konusundaki gelişmeler, bu kurumların her birinin işlevlerini yerine getirmesinde büyük olanaklar sağlamış olmakla beraber, özellikle saydamlık konusunda BT vazgeçilemez bir duruma gelmiştir. Başa Dön

SAYDAMLIK

Bilindiği gibi Devlet, yavaş yavaş e-Devlet haline dönüşürken, kamu kurum ve kuruluşlarının çalışmaları da iletişim ve bilişim teknolojilerine gittikçe daha çok dayanır hale gelmekte, bu çalışmalarla ilgili iş süreçleri ve işlemler sırasında üretilen veya derlenen bilgiler ise elektronik ortamda sınıflandırılmakta ve saklanmaktadır. Bugün kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri ve politikacılar e-bilgi olarak adlandırabileceğimiz bu bilgilerin önemini çok iyi kavramışlar ve hem karar verme sürecinde, hem de verilen kararların uygulanması, izlenmesi ve alınan sonuçların duyurulması veya reklamının yapılması sırasında kullanmaya başlamışlardır.
Diğer taraftan, kamu kurum ve kuruluşlarında biriken bu bilgiler, özel sektör kurumları, sivil toplum kuruluşları ve sade yurttaşlar tarafından çeşitli amaçlarla aranılan değerler haline gelmiştir. Bilgiye duyulan bu isteklerin büyük kısmı, kuruluşların ve kişilerin doğrudan doğruya özel yararları ile ilgili bulunmaktadır. Zira kuruluşların veya bireylerin kendilerini ilgilendiren konularla ilgili olarak, kamu kurum ve kuruluşlarında ne gibi kararlar alındığını, ne gibi bilgiler üretilip derlendiğini bilmeleri hem gerekli hem de yararlı olmaktadır. Kamuda alınan kararların ve üretilen veya derlenen bilgilerin bir kısmı da bizleri toplumsal, ekonomik veya kültürel bakımdan genel bir bakış açısı ile ilgilendirmektedir. Kamu kurum ve kuruluşlarının faaliyetleri ile ilgili saydamlık isteklerinin temelinde bu özel ve genel yararlar yatmaktadır.
Ancak saydamlığın bir başka açıdan, yolsuzluklarla savaşım açısından da, yararlı olduğu gözden kaçmamalıdır. Gerçekten, saydamlık sayesinde, kamu kurum ve kuruluşlarının faaliyetleri, başta bu faaliyetlerle doğrudan ilgili kişi ve kuruluşlar olmak üzere, herkes tarafından bilinebilmektedir. Bu ise yukarıdaki tabloda özetlenen Yolsuzluk Doğuran Etmenlerin büyük bir kısmının etkisinin azalması ve hatta bazen tamamen ortadan kalkması sonucunu doğurabilecektir. Özellikle tabloda Altyapı Gereksinimleri başlığı altında gösterilen Bilgi, İletişim ve Denetim Eksikliklerinin giderilmesinde, saydamlığın gerekliliği ve yararlılığı hemen anlaşılabilir. Saydamlık ortamının getireceği aydınlık, tabloda Uyumsuzluklar ve Dengesizlikler başlığı altında açıklanan durum ve koşulların, kamu oyunun dikkatine sunulmasına, diğer ülkelerle karşılaştırmalar yapılmasına ve bu uyumsuzluk ve dengesizliklerin doğurduğu sonuçların irdelenmesine de olanak sağlamak suretiyle, yolsuzlukla savaşıma yardımcı olabilmektedir.
Kamu kurum ve kuruluşlarınca üretilen veya derlenen bilgilerin yukarda açıklanan yararları dolayısı ile son zamanlarda Bilgiye Erişim Özgürlüğü adı verilen demokratik bir hakkın önem kazanmasına ve pek çok ülkede bu hakla ilgili yasal düzenlemeler yapılmasına yol açmıştır. Buna karşılık, kamu kurum ve kuruluşlarında özel ve tüzel kişilerle ilgili olarak üretilen veya derlenen bilgilerin bilerek veya istenmeden kötüye kullanılması olasılığının önlenmesi gerektiğinin bilincine varılmış ve gerek uluslararası sözleşmeler ve gerek ulusal yasalarda Kişisel Verilerin Korunması , bireysel haklar ve özgürlükler içinde yerini almıştır.
İletişim ve bilişim teknolojilerinin, kamu kurum ve kuruluşlarında kullanılmasının yaygınlaşması, daha açık bir ifadeyle, e-devlet’in oluşumu, hem kamu kurum ve kuruluşlarındaki bilgilerin üretilmesini ve derlenmesini artırmış, hem de bu bilgilerin, ilgililerin ve kamu oyunun incelemesine sunulmasını kolaylaştırmıştır.
Yalnız bu sunuşun bazı yasal kısıtlamalara tabi olduğunu göz ardı etmemek gerekir. Yasal kısıtlamalar, kamu güvenliği, genel ahlak, özel yaşamın gizliliği gibi bazı ilkelerle ilgilidir. Bunun dışında, bir de işin doğası gereği uygulanması gereken kısıtlamalar vardır. Önce, hazırlık veya karar aşamasında olan projeler ve çalışmalarla ilgili bilgilerin açıklanmasının, siyasal veya yönetsel faaliyetleri aksatabileceği göz önüne alınmalıdır. İkinci olarak, bilgilerin açıklanması, işin görülmesi için gereken işlere ek olarak bazı işlemler yapılması ve giderlere katlanılması ihtiyacını doğurur ki her zaman bunun için gerekli zaman veya parasal kaynak ayrılması mümkün olamayabilir veya yerinde görülmeyebilir. Üçüncü ve daha önemli olarak üretilen veya derlenen her bilginin bütün ayrıntıları ile açıklanmasının, gereğinden fazla bilgi yığılması suretiyle bilgi kirliliği yaratıp yaratmadığına dikkat edilmelidir.
Bu kısıtlama nedenlerine rağmen, saydamlığın yolsuzlukta savaşımda çok önemli bir araç olduğunu unutmamak ve mümkün olan en yüksek derecede sağlamak gerekmektedir. Başa Dön

HESAP VERME YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Yolsuzlukla savaşımda bilişim teknolojilerinin en önemli yararlarından birisi de hesap verme yükümlülüğünün daha iyi uygulanmasına olanak sağlamasıdır. Bilindiği üzere çağdaş demokrasinin olmazsa olmaz koşullarımdan birisi olan hesap verme yükümlülüğü , saydamlık ile birlikte Kopenhag Belgesi’nin yazılı olmayan fakat temel öğelerinden birini oluşturmaktadır. Bu yükümlülük, kısaca, “ kamu kaynaklarının verimli, etkin ve tutumlu bir biçimde ve yasalara uygun olarak harcandığı konusunda parlamentonun yurttaşlara (seçmenlere), hükümetin parlamentoya, yöneticilerin bağlı oldukları bakanlara sorumlu olması ” olarak tanımlanabilir. Burada tanımı yapılan Dikey Hesap Verme yanında bir de Yatay Hesap Verme vardır ki, hesap alma durumunda bulunan seçmenlerin, parlamentonun veya bakanların hesap alma görevlerini doğrudan yerine getirmekte karşılaşabilecekleri güçlükler dikkate alınarak, onlar adına denetleme görevini üstlenen kurum veya kişilere hesap verilmesi anlamını taşır.
Hesap verme yükümlülüğünün tam olarak işlerlik kazanması, dönemsel olarak yapılan denetimlerle değil, ancak, hesap vermeye uygun bir bilgi akış sisteminin kurulması ile mümkün olur. Bu sistem, aslında Yönetim Bilişim Sistemi’nden (YBS=MIS)) çok farklı değildir. Başka bir deyişle, YBS başka bir açıdan bakıldığında Hesap Verme Yükümlülüğü’nü sağlayan sistem olarak da görülebilir. Bu bilgi akış sisteminin mutlaka bilişim teknolojilerine dayandırılması zorunlu olmamakla beraber iletişim ve bilişim teknolojilerindeki gelişmelerin uygulamaya getirdiği sürat, kolaylık, nesnellik, doğruluk inkar edilemez. Hesap verme yükümlüğünün sağlanması için kurulacak sistem bir kaç katmanlı olabilir:
  • İzleme Mekanizması ki bu mekanizma aracılığı ile, olaylar, kararlar, sonuçlar hakkında bilgi veren raporlar üretilir, ancak bu raporlar bir değerlendirme içermez.
  • İzleme ve Karşılaştırma Mekanizması : Bu mekanizma aracılığı ile elde edilen bilgiler açıklık sağlar ve olaylar, kararlar ve sonuçların değerlendirilmesine ve belirli ilkelere, ölçütlere, kurallara uyulup uyulmadığının saptanmasına olanak verir. Yalnız bu saptamalar üzerinde yapılması gereken işlem konusuna yer verilmez.
  • İzleme, Karşılaştırma ve Denetleme Mekanizması: Hesap verme Yükümlülüğünün tam anlamıyla yerine getirilmesi ancak böyle bir mekanizma ile mümkün olur.
Yolsuzlukla savaşım bağlamında, bilgisayarlaşmayı her derde çare olarak görmemelidir. Aksine,, iş süreçlerinin ve işlemlerin bilgisayar ortamına taşınmasının, gerekli önlemler alınmadığı takdirde, hesap verme yükümlülüğünü olumsuz yönde de etkilediği de görülmektedir. Örneğin:..
  • Elektronik ortamdaki kayıtlar, gözle görülemez olmaları dolayısı ile kağıt ortamında tutulan kayıtlara göre daha kolay değiştirilebilirler ve sonuçta hesap verme yükümlüğünün yerine getirilmesinde zorluk doğurabilirler.
  • İş ve işlemlerin bilgisayarlaştırılması, bu iş ve işlemleri yürütenlerin denetlenmelerini ve hesap vermelerini kolaylaştırmakla beraber, gerekli önlemler alınmadığı takdirde, bilişim elemanları için bazı yolsuzluk kapılarını açabilir. Özellikle bilişim sistemlerinde, sistem geliştirme ile uygulama işlevlerinin kesin sınırlarla ayrılmamış olması, örneğin, bankalardaki müşteri hesaplarından kaydırmalar yapılması, sanal kişilere “aylık” ödenmesi gibi yolsuzluklara neden olabilir.
  • İş ve işlemlerin bilgisayarlaştırılmasından doğan ve hesap verme yükümlülüğünü dolaylı olarak ilgilendiren bir olumsuzluk da, karar verme süreçlerinde, insan öğesinin bir ölçüde azalmasına yol açılmasıdır. Örneğin, bir olay veya durumun önceden belirlenmiş algoritmalar ile değerlendirilmesi sonunda etik veya hukuk açısından olumsuz bir sonuç çıkarılması söz konusu olmayan hallerde, aynı olay ve durumun bir insan tarafından usa vurulması sonunda daha farklı bir değerlendirme yapılması mümkün bulunmaktadır.
Başa Dön

SONUÇ

Yukarıdaki açıklamalardan bilişimciler olarak çıkarmamız gereken bazı sonuçlar vardır.
Öncelikle bilmeliyiz ki, kamu kurum ve kuruluşlarında üretilen ve derlenen bilgiler, bilgisayarlaşma dolayısı ile hem nicelik itibariyle büyümekte, hem de bu bilgilerle ilgili saklama, sınıflandırma, erişme, yayımlama, inceleme gibi işlemlere getirilen kolaylıklar açısından nitelik itibariyle daha değerli hale gelmektedir. Bu gelişme yolsuzluklarla savaşımda yeni olanaklar yaratırken, bilişimcilere de ek sorumluluklar getirmektedir. Özellikle sistem tasarımında saydamlık ve hesap verme yükümlülükleri dikkate alınmalı, uygulama sırasında da, denetim, güvenlik ve yargı görevlerinin yerine getirilmesine yardımcı olunmalıdır. Özet olarak, bilişim toplumuna geçişin aynı zamanda temiz toplum idealine erişmek olduğu bilinci ile hareket edilmeli ve e-devlet oluşturulurken, bilgiye erişme özgürlüğü , kişisel verilerin korunması gibi kurumlar yanında yolsuzlukların önlenmesi, izlenmesi ve ortaya çıkarılması ile ilgili yasal düzenlemelere de işlerlik kazandıracak yordamlar özenle sisteme yerleştirilmelidir. Başa Dön
NOT Bu yazı daha önce Türkiye Bilişim Dergisinin yayın Organı olan TBD Bilişim Dergisinde yayınlanmış olup, o tarihte Uluslarası Para Fonu Kamu Maliyesi Dairesinde Mali İktisatçı olarak çalışmakta olan Zühtü Yücelik ile birlikte hazırlanmıştır. Başa Dön
3SUTUN BAŞ SAYFASINA                                                                      BU BÖLÜMÜN BAŞINA